"Hilal'e isminin anlamını sordu; Türkçede ayın ilk günlerinde aldığı yay biçimi demektir. Ülkemin bayrağında da vardır hilal..."
Elif'in başkahramanı dünyaca meşhur yazar Paulo Coelho, bir süredir bilgelik yolunda gelişmesinin durduğunu hissetmektedir. Belki de yapması gereken tek şey, esrarengiz ustası J.nin tavsiyesine uyup, "Gönlünün onu çektiği yere," gitmektir...
Rastlantılar Coelho'yu Rusya'ya savurur. 9288 kilometrelik yolu, bu uçsuz bucaksız ülkeyi, baştan sona trenle kat etmeye karar verir. Daha ilk durağından itibaren manevi bir arayışa dönüşen bu yolculukta ona üç kişi eşlik eder: Bir Tao ustası, Rus yayıncısı ve en ilginci, yetenekli bir keman virtüözü olan, sıra dışı genç bir Türk kadını; Hilal...
Coelho, son romanı Elif'le, bir kez daha hayatı güzelleştiren hazineleri ve mucizeleri kutluyor. Zamanın, mekânın, yaşadığımız başka hayatların dışında bir yerde, katıksız "aşk"ın peşinde, ruhun upuzun yolunu kat ediyor.
Ama bu kez, bizlere çok tanıdık gelen duraklardan geçerek...
"Coelho'nun kitapları, milyonların hayatına büyü katıyor."
-London Times-
Yazar:Paulo Coelho
Çevirmen:Saadet Özen
Sayfa Sayısı: 256
Dili: Türkçe
Yayınevi: Can Yayınları
Kişisel yorumum : Kitap, nasıl desem fena değil. Aslında bu tarz çok satan kitapları okumayı pek sevmiyorum ancak kitabın içine yedirilmiş bir Türkiye olgusu olabileceği varsayımı ile kitabı okudum. Fakat yanıldım. Kitabı bitiremeyip yarım bırakan bir arkadaşımdan aldım. Kitap, belki arka kapağındaki ay yıldızı ile bize hitap edecekmiş görüntüsü verse de hikaye ile hiçbir ilgisi yok. Sanırım bir satış politikası olsa gerek.
Yazar 9288 km. yol aştıktan sonra yazacak bu kadar az şey bulabiliyorsa benim diyecek bir şeyim yok. Koskoca bir coğrafyayı bir ucundan bir ucuna geçerken biraz gözlemci kişiliğini kullanarak bunları daha ayrıntılı olarak ele almasını beklerdim. Bende o tren vagonlarından birinde yolculuk ediyormuşum hissine kapılmayı ne kadar denesem de olmadı. Ben kendimi hikayeye dalmak için zorlarken, kitap bitti. Yazarın nedenini bilmediğim (kendince o coğrafyayı unutmamak adına yapılmıştı) bir şekilde kendine buz gibi suların içine attığı kısımda biraz içimin titrediği oldu gerçi. Bir de hikayenin içine yedirilmiş (Elif'in temeli) yazarın önceki (yazarın tanımıyla hepsi bir) yaşamında geçen engizisyon mahkemesi sahneleri olaya biraz ilginçlik katsa da, ne yazık ki beklenen sonuca varmıyor. Bu kısımlarda biraz içinizden birşeyler kıpırdayıp hadi artık hareketlen dediğiniz de oluyor ama yine de yaratıcılıktan ve inandırıcı olmaktan uzak.
Kitapta karakterler de derinlemesine işlenmemiş. Belki Paulo Coelho kendi hikayesini anlatmak istemiş olabilir ama ortada Hilal adında bir Türk kızı var ancak kaşı, gözü nasıldı, inanın hatırlamıyorum. Türk olmasınında ismi dışında hiç birşeye katkısı yok.Bunun haricinde bir kaç yan karakter daha var ama kimler, ne amaca hizmet ederler belli değil.Okuduğum kitaplarda biraz kendimi bulmayı,karakterlerden birini kendime yakın hissetmeyi veya onun yerine kendimi koymayı isterim ancak bu kitapta hep olayların dışında seyirci gibi kaldığımı hissettim.
Peki kitabı okudum bitirdim elimde ne kaldı? Henüz tam olarak anlamını çözemediğim bir "Elif" olgusu. Bir kaç hayata dair ufak tefek mesaj, başka hmm... Sanırım başka da birşey kalmamış.Kitabın arka kapağında yazdığı gibi hayatıma pek de büyü katılmış gibi de hissetmiyorum.Pek önerebileceğim bir kitap değil ancak yine de yazarı seviyorsanız alıp okuyabilirsiniz. Belki siz kitabın bende yaratamadığı etkiyi kendinizde yakalayabilirsiniz. Bence yazar yaş ilerledikçe bunalıma giriyor ve kendini tamamen maneviyata kaptırıyor. Hey Paulo "Elif" i falan bırakıp bugün neler yapabilirsin ona baksana!
Kitaptan Alıntı : "Şu an sadece sarılmaya ihtiyacım var." dedim ona. "İnsanlık kadar eski bu hareket, iki vücudun kavuşmasından çok daha fazlasını ifade eder. Sarılmanın anlamı şudur: Sende bir tehlike sezmiyorum, yanında olmaktan korkmuyorum, rahatlayabilir, kendimi yuvamda hissedebilirim, beni koruyan ve anlayan birisi var. Bizde birine isteyerek her sarıldığımızda ömrümüzün bir gün uzadığına inanılır. Lütfen, şimdi sarıl bana."

















