20 Eylül 2011 Salı

Elif Şafak - İskender


Arka Kapak
Aşkı aramadan evvel, düşün bir, ya benden nasıl bir âşık olur? İnsanın sevdası karakterinin yansımasıdır. Sen kavgacı isen, ha bire öfkeli, aşkı da bir cenk gibi yaşarsın. Gönlü pak olanın sevgisi de saf olur. Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır. En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe... Attığımız her adım, yaptığımız her işte kendimizi yansıtırız. Budur çözülmesi gereken bilmece...
Yazar:Elif Şafak

Sayfa Sayısı: 448
Baskı Yılı: 2011
Dili: Türkçe
Yayınevi: Doğan Kitap


Kişisel Yorumum : Çok severek okuduğum Elif Şafak kitaplarından biri oldu.Kitap su gibi akıp gitti. Hani bazı kitaplar vardır, kapağını çevirmeye başladığınızda sizi içine alır bu da onlardan birisi işte. Elif Şafağın bir çok kitabı tasavvuf ile yoğrulmuş olur, bu yüzden de her kitabı her okuyucuya hitap etmez ama bu kitap bambaşka hikayeler anlatıyor.

Olaylar, karakterler, yaşananlar size o kadar tanıdık gelecek ki, her sayfa çevirişinizde evet bu hikaye bir yerden tanıdık geliyor diyeceksiniz kendi kendinize. Kesinlikle aşırıya kaçmayan bir anlatım var bu kitapta. Kimi kitaplar vardır, masada ki bir mum ışığını kırk satırda anlatır (ki bu beni yıpratır), Elif Şafak bu yazarlardan olmadığı için kendisine minettarım. Olay örgüsünde kendinizi rahatça satır aralarına kaptırabiliyor, bir sonraki sayfayı iple çekiyorsunuz. Böylece kitap da bir solukta bitmiş oluyor.

Kitap için öncesinde bazı spekülasyonlar yapıldığını, tartışmalar yarattığını duymuştum. Kitabı okuduktan sonra neden böyle şeyler olduğunu inanın anlayamadım. Kitap tamam, bazı Türkiye meselelerine değiniyor, ancak bunlar kimseyi ayağa kaldıracak denli ağır bir biçimde insanın gözüne sokulmuş temalar değil. Kaldı ki bu anlatılanlar bizim topraklarımızda yaşayan hiç kimseye yabancı değil.

Yerinde anlatımlar, ilgi çekici mekanlar, sizi sıkmayan aksine kendinde kimi zaman hayranlık uyandıran, kimi zaman nefret duyguları uyandırabilen karakterlerle bezeli. Konu olarak kapak arkası okunarak tercih edilebilecek bir kitap değil. Çünkü anlatılanlar sadece aşk ile sınırlı değil, daha derin ve daha geniş. Eğer bu kitaba zaman ayırırsanız, kesinlikle pişman olmazsınız. Bu senenin belki de okuması en keyifli, en sürükleyici romanlarından biri.

Kitaptan altıntı yapamayacağım, çünkü kitap, okuması için verdiğim bir arkadaşımda kaldı. :)

5 Mayıs 2011 Perşembe

Jodi Picoult - Taş Kağıt Makas





Arka Kapak
Hayatımızdaki en önemli varlığın kurtulması adına, hayatımızdaki en büyük düşmanımızın son isteğini yerine getirir misiniz?

June Nealon iki kızı ve geç de olsa bulduğu kocası ile mutlu bir yaşam hayal ediyordu. Hayallerinden uyandığında ise gördüğü manzara bambaşkaydı: Acımasızca işlenmiş bir cinayete kurban giden kocası ve kızının cesetleri arasında, kalp nakli bekleyen diğer kızının yalvaran gözleri.

New Hampshire'de 69 yıl sonra ilk kez bir mahkum ölüm cezasına çarptırılmıştı. June Nealon'un kızı ve sevilen bir polis olan kocasını öldürmekten hüküm giyen Shay Bourne. 

Ancak idamlık Shay Bourne'nin son bir isteği vardı: Tanrı'nın huzuruna çıkmadan günahlarından temizlenmek ümidiyle, taşıdığı kalbi hayatını altüst ettiği June Nealon'un hasta kızına vermek... 

Jodi Picoult bir kez daha insanoğlunun en temel duygularını sorguluyor. Merhamet ve iyiliği öğütlediği düşünülen bir sistemin aslında inananlarını kimi zaman çok daha katı ve mutsuz edebildiği gerçeği üzerine etkileyici bir roman. 

Yazar:Jodi Picoult
Sayfa Sayısı: 446
Baskı Yılı: 2009
Dili: Türkçe
Yayınevi: A.P.R.I.L


Kişisel Yorumum : Çok güzel bir Jodi Picoult kitabı daha. Yazar diğer eserlerinde de olduğu gibi hikayeyi tek bir karakter üzerinden değil, tüm karakterlerin ağzından sırayla anlatmayı tercih etmiş. Bu şekilde hikayeyi her açıdan görebilmiş oluyorsunuz. Jodi Picoult'nun bu derece Amerikan adalet sistemine hakim olmasına ve olayları gerçekten yaşıyormuş gibi anlatmasına hayran kalmamak elde değil.

Hikaye, ilgi çekici, sürükleyici, heyecan verici ve insanı insan yapan duyguların tümüne hitap ediyor. Karakter derinlikleri gerçekten iyi verilmiş.İçlerinden sevdiğiniz veya sevmedikleriniz çıkıyor.İster inanın, ister inanmayın Jodi Picoult'un karakterleri gerçekten kimi zaman eğlenceli olabiliyor. Bu kadar ciddi konuların (din,organ bağışı,aile-çocuk ilişkisi,...) anlatıldığı bir hikayede kimi karakterler zaman zaman yüzünüzü güldürebiliyor. Bu sayede ne karamsarlığa kapılmış bir şekilde, ne de yüzünüzde devasa bir gülümse ile sayfaları çevirmiyorsunuz. Her şey tam kararında ve olması gerektiği ölçüde var.Ne fazla bir ayrıntı ne de eksik bir detay var yazarın betimlemelerinde.Yazar, abartılı çevre anlatımları, bir sayfa süren ruh hali tasvirleri, vs. ile okuyucu bunaltmıyor.Bu nedenle hikayeye kolayca adapte olabiliyorsunuz. Hikaye işleyişinde dini kısımlar belki bize hitap etmese de, her dinin özünde olan mesajları burada da bulup kendinizde görebilmeniz mümkün. Organ nakli konusununda bu organı bekleyen hasta ve ailesinin durumu, insanın özünü oluşturan olguların tekrar irdelenmesi ve vicdanı ile ilgili kavgaları bu kitabı okurken gözünüzü doldurabilecek kısımlar.

Sonuç olarak kesinlikle okunulması gereken bir kitap.Anlattığı hikayenin vermek istediklerini almak veya almamak size kalmış ancak kesinlikle bu kitabı okuduktan sonra hayata daha farklı bakacağınızı düşünüyorum. 

Kitaptan Alıntı : "Çaydanlıktaki su kaynamaya başladı, ısıtıcıyı prizden çektim. Fletcher'ın yanıtını dinlemeden televizyonu kapattım. Tanrı neden içimizden birinin suretine bürünmek istesin ki? Ya tam tersiyse... ya biz Tanrı'nın suretine bürünmüşsek?" 

"Gördüm ki hayatımdan memnunmuşum gibi yapmak, umut etmekten daha kolaymış."

"Ruhun ölümsüzlüğünün kanıtlarından biri de yüz binlerce insanın buna inanmasıdır. Gerçi onlar dünyanın düz olduğuna da inanmışlardı!"

27 Nisan 2011 Çarşamba

Paulo Coelho - Elif

Arka Kapak
"Hilal'e isminin anlamını sordu; Türkçede ayın ilk günlerinde aldığı yay biçimi demektir. Ülkemin bayrağında da vardır hilal..."


Elif'in başkahramanı dünyaca meşhur yazar Paulo Coelho, bir süredir bilgelik yolunda gelişmesinin durduğunu hissetmektedir. Belki de yapması gereken tek şey, esrarengiz ustası J.nin tavsiyesine uyup, "Gönlünün onu çektiği yere," gitmektir... 


Rastlantılar Coelho'yu Rusya'ya savurur. 9288 kilometrelik yolu, bu uçsuz bucaksız ülkeyi, baştan sona trenle kat etmeye karar verir. Daha ilk durağından itibaren manevi bir arayışa dönüşen bu yolculukta ona üç kişi eşlik eder: Bir Tao ustası, Rus yayıncısı ve en ilginci, yetenekli bir keman virtüözü olan, sıra dışı genç bir Türk kadını; Hilal... 

Coelho, son romanı Elif'le, bir kez daha hayatı güzelleştiren hazineleri ve mucizeleri kutluyor. Zamanın, mekânın, yaşadığımız başka hayatların dışında bir yerde, katıksız "aşk"ın peşinde, ruhun upuzun yolunu kat ediyor.
Ama bu kez, bizlere çok tanıdık gelen duraklardan geçerek...

"Coelho'nun kitapları, milyonların hayatına büyü katıyor."
-London Times-

Yazar:Paulo Coelho
Çevirmen:Saadet Özen
Sayfa Sayısı: 256
Dili: Türkçe
Yayınevi: Can Yayınları

Kişisel yorumum : Kitap, nasıl desem fena değil. Aslında bu tarz çok satan kitapları okumayı pek sevmiyorum ancak kitabın içine yedirilmiş  bir Türkiye olgusu olabileceği varsayımı ile kitabı okudum. Fakat yanıldım. Kitabı bitiremeyip yarım bırakan bir arkadaşımdan aldım. Kitap, belki arka kapağındaki ay yıldızı ile bize hitap edecekmiş görüntüsü verse de hikaye ile hiçbir ilgisi yok. Sanırım bir satış politikası olsa gerek.

Yazar 9288 km. yol aştıktan sonra yazacak bu kadar az şey bulabiliyorsa benim diyecek bir şeyim yok. Koskoca bir coğrafyayı bir ucundan bir ucuna geçerken biraz gözlemci kişiliğini kullanarak bunları daha ayrıntılı olarak ele almasını beklerdim. Bende o tren vagonlarından birinde yolculuk ediyormuşum hissine kapılmayı ne kadar denesem de olmadı. Ben kendimi hikayeye dalmak için zorlarken, kitap bitti. Yazarın nedenini bilmediğim (kendince o coğrafyayı unutmamak adına yapılmıştı) bir şekilde kendine buz gibi suların içine attığı kısımda biraz içimin titrediği oldu gerçi. Bir de hikayenin içine yedirilmiş (Elif'in temeli) yazarın önceki (yazarın tanımıyla hepsi bir) yaşamında geçen engizisyon mahkemesi sahneleri olaya biraz ilginçlik katsa da, ne yazık ki beklenen sonuca varmıyor. Bu kısımlarda biraz içinizden birşeyler kıpırdayıp hadi  artık hareketlen dediğiniz de oluyor ama yine de yaratıcılıktan ve inandırıcı olmaktan uzak.


Kitapta karakterler de derinlemesine işlenmemiş. Belki Paulo Coelho kendi hikayesini anlatmak istemiş olabilir ama ortada Hilal adında bir Türk kızı var ancak kaşı, gözü nasıldı, inanın hatırlamıyorum. Türk olmasınında ismi dışında hiç birşeye katkısı yok.Bunun haricinde bir kaç yan karakter daha var ama kimler, ne amaca hizmet ederler belli değil.Okuduğum kitaplarda biraz kendimi bulmayı,karakterlerden birini kendime yakın hissetmeyi veya onun yerine kendimi koymayı isterim ancak bu kitapta hep olayların dışında seyirci gibi kaldığımı hissettim.

Peki kitabı okudum bitirdim elimde ne kaldı? Henüz tam olarak anlamını çözemediğim bir "Elif" olgusu. Bir kaç hayata dair ufak tefek mesaj, başka hmm... Sanırım başka da birşey kalmamış.Kitabın arka kapağında yazdığı gibi hayatıma pek de büyü katılmış gibi de hissetmiyorum.Pek önerebileceğim bir kitap değil ancak yine de yazarı seviyorsanız alıp okuyabilirsiniz. Belki siz kitabın bende yaratamadığı etkiyi kendinizde yakalayabilirsiniz. Bence yazar yaş ilerledikçe bunalıma giriyor ve kendini tamamen maneviyata kaptırıyor. Hey Paulo "Elif" i falan bırakıp bugün neler yapabilirsin ona baksana! 


Kitaptan Alıntı : "Şu an sadece sarılmaya ihtiyacım var." dedim ona. "İnsanlık kadar eski bu hareket, iki vücudun kavuşmasından çok daha fazlasını ifade eder. Sarılmanın anlamı şudur: Sende bir tehlike sezmiyorum, yanında olmaktan korkmuyorum, rahatlayabilir, kendimi yuvamda hissedebilirim, beni koruyan ve anlayan birisi var. Bizde birine isteyerek her sarıldığımızda ömrümüzün bir gün uzadığına inanılır. Lütfen, şimdi sarıl bana."
  

24 Nisan 2011 Pazar

Carlos Ruiz Zafon - Rüzgarın Gölgesi



Arka Kapak

1945 yılında, uzun süren İç Savaş'ın izleri Barcelonada hala sürmektedir. Henüz çok genç olan Daniel Sempere bir 
kitapçı olan babasıyla birlikte Unutulmuş Kitaplar Mezarlığını ziyaret eder.Babası, oğluna bir kitap seçmesini, ona çok iyi bakmasını ve evlat edinmesini ister.

Genç Daniel, Julian Carax adlı bir yazarın Rüzgarın Gölgesi adlı eserini seçer. Bu adeta onun için uzun, gizemli ve sonu belli olmayan bir yolculuğun başlangıcı gibidir.

Okuduğu kitaptan çok etkilenen genç adam bu esrarengiz yazarın yaşamını ve ölümündeki gerçeği araştırmaya 
başlar. Böylece roman içinde yeni bir roman doğar.

Daniel tutku ve aşkın, kitapların gölgeli dünyasıyla nasıl kaynaştığını keşfettikçe garip yansımalar yapan 
bir aynanın oyununun içine düşer.

Yazar:Carlos Ruiz Zafon
Çevirmen:Mustafa Karabiber

Sayfa Sayısı: 528
Baskı Yılı: 2005
Dili: Türkçe
Yayınevi: Altın Kitaplar

Carlos Ruiz Zafon - Meleğin Oyunu



Arka Kapak

Barselona'da berbat bir pansiyonda yaşamakta olan genç David Martín, gecelerini, yaşadığı kentin yeraltı dünyası hakkında öyküler yazarak geçirmektedir. Takma bir isimle yazdığı polisiye romanlar ve öykülerle hayatını kazanan David'in günün birinde, önünden geçmekte olduğu eski bir ev, nedenini bilmediği bir içgüdüyle ilgisini çeker ve David kısa bir süre sonra bu eve yerleşir. David'in kilitli bir odada bulduğu fotoğraflar ve mektuplar evin bir önceki sahibinin esrarengiz ölümüne ışık tutmaktadır. Genç yazarın içinde yaşadığı evin gizemlerle dolu öyküsü zaman içinde etkili bir zehir gibi kemiklerine kadar işler. Genç yazar bir gün, Andreas Corelli adındaki esrarengiz bir yayıncıdan bir mektup alır. Adam, ona müthiş bir teklif yapmaktadır. Ondan, o güne dek benzeri olmayan, kalpleri ve akılları yerinden hoplatacak güçlü bir roman yazmasını ister. David çalışmaya başladığı zaman, romanı ile yaşadığı evi saran gölgeler arasında bir bağ olduğunu fark eder...

Yazar:Carlos Ruiz Zafon
Çevirmen:Esat Ören

Sayfa Sayısı: 512
Dili: Türkçe
Yayınevi: Altın Kitaplar

Jodi Picoult - Yapboz



Arka Kapak

Herşeyin birbiriyle kusursuz uyum içinde olduğu durumlarda mutlaka bir kusur vardır. 
Nina Frost parlak bir kariyere, sevecen bir eşe, çok güzel, uyumlu ve zeki bir çocuğa sahip. Hukukçu, üstelik bölge savcısı. Bu tabloyu anında paramparça edecek saldırı nasıl ve nereden gelebilir?
Küçük Nataniel'in aniden konuşmayı kesmesiyle başlayan olaylar cinsel tacize uğradığının anlaşılmasıyla gelişir ve önceden kestirilmesi olanaksız yerlere uzanır. 
Nina mesleği olan hukukun adaleti yerine getirmekte ne derece başarılı olduğunun muhabesinin yapar ve hayatını darmadağın eden suçun cezasını kendi elleriyle vermeye yönelir; eşi Caleb ise onun yaşattığı travmaya beklenmeyen bir tepki gösterecektir. 
Suç ve ceza yargı ve adalet…
Her suç cezasını gerektiği şekilde bulur mu?
Her yargılama adaletigerektiği şekilde yerine getirir mi?
Gazete sayfalarında, ekranlarda her gün izlediğimiz suç sevdiklerimizden birine karşı işlense ne yaparız? 
Tüm bunları düşündürecek, okuru kendisi, daha da önemlisi vicdanıyla tartışmaya itecek bir roman. 

Yazar:Jodi Picoult

Sayfa Sayısı: 
Baskı Yılı: 2009
Dili: Türkçe
Yayınevi: A.P.R.I.L

Adam Fawer - Olasılıksız





Arka Kapak

Bir sabah, yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünerek uyandınız. Bir saat sonra, onunla sokakta karşılaştınız. Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa çok daha farklı anlamı olabilir mi?
Siz hiç Loto'da büyük ikramiye kazanmadınız. Ama birileri kazanıyor. Hem de sürekli! Onlar sizden daha mı şanslılar?
Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün paranızı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı?
Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parka baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; Geçmiş mi, rüya mı, yoksa geleceği mi görüyorsunuz? 
Eğer siz de kontrölün kimde olduğunu merak ediyorsanız, 'Olasılıksız' tam size göre bir roman. 

Yazar:Adam Fawer
Çevirmen:Şirin Yener

Sayfa Sayısı: 476
Baskı Yılı: 2008
Dili: Türkçe
Yayınevi: A.P.R.I.L

George Orwell - Bin Dokuz Yüz Seksen Dört



Paulo Coelho - Şeytan ve Genç Kadın

Arka Kapak

Gözlerden uzak, kuytu bir dağ köyü ve bu köyün dış dünyadan soyutlanmış, kendi halinde, çoğunluğu yaşlı, zamanın dışında bir yaşam süren insanları. Köydeki tek genç kadın, küçük otelin barında çalışan güzel Chantal'dır. Gelip geçen avcılarla ya da turistlerle gönül eğlendiren genç kadının tek dileği bu sıkıcı yerden kurtulmaktır. Beklenmedik bir anda köye gelen ve gerçek kimliğini gizleyen bir yabancı, köy halkına, hepsinin yaşamını alt üst edecek, onları kışkırtacak, değer yargılarını tersine çevirtecek, hatta kökünden değiştirtecek bir öneride bulunur. Yabancı, köy halkına yedi gün süre tanımıştır. Bu süre içinde bu insanların her biri yaşam, ölüm, adalet ve dürüstlükle ilgili temel sorunlarla yüzleşecek, bir yol ayrımında durup kendi yaşam çizgilerini değiştirecek bir karar almak zorunda kalacaklardır. Yabancıya kucak açan köy halkı, onun tehlikeli oyununa alet olurken, Adem'le Havva'dan bu yana insanoğlunun ruhunu ele geçirme mücadelesi veren İyi ile Kötü'nün ikilemi, bu basit insanların örneğinde evrensel boyutlara açılıyor. İyi ile Kötü arasındaki savaşı ve insanın Tanrı ile karşılıklı ilişkisini konu alan Şeytan ve Genç Kadın, usta anlatıcı Paulo Coellho'nun yayınlandığından bu yana toplam bir buçuk milyon okurla buluşan son romanı. 


Sayfa Sayısı: 198
Dili: Türkçe
Yayınevi: Can Yayınları

Amin Maalouf - Afrikalı Leo


Arka Kapak

'Afrikalı Leo', gerçek bir yaşam öyküsünden çıkarılmış düşsel bir yaşamöyküsü: "Bir berberin sünnet ettiği, bir Papanın vaftiz ettiği" Hasan ibn Muhammed el-Vezzan ez-Zeyyati alias/namı diğer Giovanni Leone de Medici'nin, Leo Africanus yani Afrikalı Leo'nun özyaşamöyküsü -yazmış olsaydı yazacağı gibi...Amin Maalouf, bu ilk romanında -daha sonra Semerkant (YKY, 1993) ve Tanios Kayas'ı (YKY, 1995) romanlarında da yapacağı gibi- tarihle/tarihten olağanüstü bir halı dokuyor. Bir uçan halı...

Yazar:Amin Maalouf
Çevirmen:Sevim Raşa
Yayına Hazırlayan:Selahattin Özpalabıyıklar

Sayfa Sayısı: 344
Baskı Yılı: 2009
Dili: Türkçe
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Amin Maalouf - Semerkant



Arka Kapak

"Titanic'te Rubaiyat! Doğu'nun çiçeği Batı'nın çiçekliğinde! Ey Hayyam! Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydim!" Amin Maalouf, "Afrikalı Leo"dan (YKY, 1993) sonra bu kez Doğu'ya, İran'a bakıyor. Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının çevresinde dönen içiçe iki öykü... 1072 yılında, Hayyam'ın Semerkant'ında başlayan ve 1912'de Atlantik'te bit(mey)en bir serüven... Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İran'ın tarihinin de okunuşunun öyküsü / tarihi...

Yazar:Amin Maalouf
Çevirmen:Esin Talû-Çelikkan
Yayına Hazırlayan:Selahattin Özpalabıyıklar

Sayfa Sayısı: 256
Baskı Yılı: 2009
Dili: Türkçe
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Gabriel Garcia Marquez - Benim Hüzünlü Orospularım


1982 Nobel Edebiyat Ödülü’nü de almış olan Gabriel Garcia Marquez’in, yaşayan en büyük dünya yazarlarından biri olduğunu herkes biliyor. Yazdığı son romanı Benim Hüzünlü Orospularım’la yine dünya kitap dünyasının doruğuna oturdu. Yazar, bu kez, doksanını bulmuş çok yaşlı bir gazete köşe yazarının ağzından müthiş bir aşk serüvenini dile getiriyor. Son yılların en güzel aşk romanlarından biri. Büyülü Gerçekçilik akımının yaratıcısı bu büyük ustadan büyüleyici bir roman daha. Kolombiyalı yazar, bu kitapta 90 yaşındaki bir adamla 14 yaşında bir yeniyetmenin ilişkisini anlatıyor...

Yazar:Gabriel Garcia Marquez
Çevirmen:İnci Kut

Sayfa Sayısı: 110
Baskı Yılı: 2005
Dili: Türkçe
Yayınevi: Can Yayınları

Serdar Özkan - Kayıp Gül


Arka Kapak

Bütün Dünya Bir Türk Romanını Konuşuyor 
Genç Türk Romancı Serdar Özkan'ın ilk romanı Kayıp Gül bugüne kadar 29 dile çevrildi, 40'tan fazla ülkede basıldı. Kanada'dan Japonya'ya, Brezilya'dan Endonezya'ya, dünyanın dört bir yanında okurların büyük ilgi ve beğenisini kazanan Kayıp Gül, birçok ülkede haftalarca bestseller listelerinde yer aldı. 
Tüm zamanların en çok okunan ve sevilen kitaplarından St. Exupéry'nin Küçük Prens'i, Richard Bach'ın Martı'sı, Hesse'nin Siddarta'sı ve Paulo Coelho'nun Simyacı'sına denk tutulan Kayıp Gül, özgün bir “kendini keşfetme” romanı. 
Değişik kültür ve felsefeleri günümüzün modern yaşantısıyla iç içe sunan Kayıp Gül, Doğu'yla Batı arasında bir köprü eser niteliğinde. Sanki bu yönüyle, hem tarihsel hem de coğrafi anlamda Doğu ile Batı arasında bir köprü olan kültürümüzün çağdaş edebiyata akseden bir yansıması. 
Kayıp Gül'ün kahramanı Diana'nın peşine takılan okur, başta Türk kültürüne olmak üzere, Yunan mitolojisinden Yunus Emre'ye; William Blake'ten Sokrates'e; doğu mistisizminden Küçük Prens'e; Meryem Ana'dan Nasrettin Hoca'ya; modern yaşantıdan metafiziğe; gerçek dünyadan düşlerin dünyasına ve San Francisco'dan İstanbul'a uzanan bir yolculuğa çıkıyor. 
Kayıp Gül, evrensel mesajları ve kültürleri buluşturan, Doğuyla-Batıyı birleştiren yönüyle, özellikle kültür çatışmalarının giderek arttığı dünyamızda ümit veren bir eser. Kanada televizyonunda, Kayıp Gül'ün hayatında okuduğu en güzel öykülerden biri olduğunu belirten kitap eleştirmeni Christine Michaud, Kayıp Gül'ün bu yönüne özellikle dikkat çekiyor. Kayıp Gül için “Bu kitabın bizi birleştirmeye gücü var,” diyen Michaud, kitaptaki öykünün her insana hitap ettiğini söylüyor. 
Serdar Özkan romanlarında, farklılıklarımızdan çok ortak yönlerimize vurgu yapıyor. Yazar, değişik kültürlerden gelen insanların farklılıklarını kabul etmekle birlikte, yine de insan olarak benzerliklerimizin daha önemli olduğunu savunuyor. Üniversite eğitimi için gittiği Amerika'da dört sene yaşayan Özkan, bu düşüncelerinin orada, tamamen farklı bir kültürde yaşarken şekillendiğini söylüyor. Zaten Kayıp Gül de ikiz kız kardeşini aramak üzere İstanbul'a gelen Amerikalı Diana'nın öyküsünü anlatıyor. 
Kayıp Gül aynı zamanda, başkalarının beğenisini ve takdirini kazanmak uğruna düşlerinden ve kendinden ödün veren genç bir kızın öyküsü. “Başkaları benim hakkımda ne düşünür?” kaygısıyla hayallerini ve “kendi olmayı” terk eden ve bu yüzden sonunda dibe vuran Diana'nın kendini geri kazanma savaşının öyküsü. Bu savaşında ona St.Exupéry'nin Küçük Prens'i, Küçük Prens'in gülü ve İstanbul'un gülleri eşlik ediyor. 


Sayfa Sayısı: 205
Dili: Türkçe
Yayınevi: Timaş Basım

23 Nisan 2011 Cumartesi

Elif Şafak - Baba ve Piç


Arka Kapak

Elif Şafak’ın Baba ve Piç adlı kitabını okudunuz mu? Okuyun. Üzerine çok yazıldığı için çok kısadan söyleyeceğim: Farklı katmanları, farklı okumaları, farklı çağrışımları keşfetmek için okuyun. Türkçenin sonsuz zenginliğini, Elif Şafak’ın dil oyunlarını, dille oynamasını, dili uçurmasını, cinsiyetçiliğe meydan okuyan dil “hınzırlıklarını” keşfedip, tadını çıkarmak için okuyun. 

Unutmak, anımsamak, anılar, suskunluklar, sırlar ve gerçekler, isyanlar ve boyun eğmeler, kaçışlar ve arayışlar üzerine, bizi bize anlatan enfes bir roman olduğu için okuyun. Zeynep Oral, Cumhuriyet Canlı ve eğlenceli. Bu muhteşem roman beni alıp uzaklara götürdü. Geri döndüğümde ise beni başka bir gerçeklik bekliyordu. Alan Cheuse, Chicago Tribune Cesur ve güzel… 

Kitapta pek çok karakter olmasına rağmen, bu karakterler arasında en etkileyici olanı Kazancı ailesinin kadın reislerinden biri değil, belki de İstanbul’un kendisi. John Freeman, Star Tribune Şafak güçlü kadın karakterler yaratma konusunda çok hünerli, ayrıca İstanbul’a ilişkin canlı tasvirler pek çok kişiyi şehre çekecek türden. Şafak’ın karakterleri kitabı bitirdikten sonra bile insanın zihnini terk etmiyor. 
- Patricia Corrigan, St. Louis Post-Dispatch


Sayfa Sayısı: 416
Dili: Türkçe
Yayınevi: Doğan Kitap

Elif Şafak - Aşk


Arka Kapak

Ya ortasındasındır AŞK'ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde..
Ella Rubinntain (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte "sorunsuz" bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir.
Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap, hiç beklemediği bir şekilde Ella'yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına neden olacaktır.
Hayatlarımızın durgun gölünü dalgalandıran taş misali, yüzleşmek zorunda olduğumuz sıkıntılar, acılar... ve aşkın peşinde kat etmek zorunda olduğumuz zorlu yollar, ödediğimiz bedeller...
Aşk... kitap içinde bir kitap, hayatın anlamı peşinde bir aşk macerası...
Aşk... Elif Şafak'tan arayışa, gerçeğe ve keşfetmeye dair bir roman...

Yazar:Elif Şafak

Sayfa Sayısı: 420
Dili: Türkçe
Yayınevi: Doğan Kitap

Ahmet Ümit - İstanbul Hatırası


Arka Kapak

Ahmet Ümit'in beklenen romanı İstanbul Hatırası 1 Haziran tarihinde okurlarla buluşuyor. Romanlarında zengin arka planı polisiye kurgu içinde vermekteki ustalığı ile bilinen Ahmet Ümit'in bu romanı da yine peş peşe işlenen cinayetlerin çevresinde kurgulanmış. Ancak bu kitabı sıradan bir polisiye romandan ayıran birçok özellik var. Her şeyden önce zengin kadrosu ile İstanbul Hatırası, çeşitli kesimlerden İstanbulluyu bir araya getirerek içinde barındırdığı alt öykülerle zengin bir yapı sunuyor. Birbirine bağlanan bu alt öyküler bir yandan gerilimin etkisini artırırken bir yandan da romanı şenlikli ve çok yönlü bir yapıya ulaştırıyor. 
Kitabın bir başka önemli özelliği de İstanbul hakkında son derece detaylı bilgi içermesi. Kurgunun içine yerleştirilen bu bilgiler hem okumayı daha meraklı hale getiriyor hem de tarih aracılığıyla çok günümüzün dışındaki öykülerin de kurguya yerleşmesine imkan tanıyor. Böylece Ahmet ümit'in İstanbul Hatırası adlı romanı, başka başka dönemlerin öykülerinin eşliğinde, günümüz İstanbul'unun geniş bir panoramasını oluşturuyor. Tutucusundan modernine, eski İstanbullusundan yeni göç etmişine, milliyetçisinden gayrı Müslim'ine varana dek İstanbullu diye adlandırılabilecek herkes bu kitabın içinde kendi öyküleriyle birlikte İstanbul'un devasa çarklarının dişlilerini dile getiriyor. Binlerce yıllık tarihiyle İstanbul başrolü oluştururken romana girip çıkan her karakter de İstanbul'un nasıl İstanbul olduğunu aktarıyor. 


Sayfa Sayısı: 590
Dili: Türkçe

Ahmet Ümit - Kavim


Arka Kapak

Kabzasında bir haç olan bıçakla öldürülmüş bir adam... Üstelik yanı başında bir Kutsal Kitap açık bırakılmış, satırlardan birinin altı adamın kanıyla çizilmiş ve kitabın kenarına bir azizin adı düşülmüş...
Kavim'de olaylar böyle başlıyor işte. Komiser Nevzat, yardımcısı Ali ve Zeynep de olayı çözmek için hemen harekete geçiyorlar. Ahmet Ümit'in beklenen yeni romanında gizemli olaylar çerçevesinde işlenen cinayetleri aydınlatmaya çalışıyor kahramanlarımız. Hıristiyanlık, Süryanîlik, Arap Alevîliği gibi dinî konuların da rol oynadığı, İstanbul'dan Mardin'e uzanan, devletin derinliklerinde kurulmuş yanlış düzene çarpıp geri tepen ilginç bir soruşturma bu. İşlenen cinayetler gizemli ve çarpıcı, ama kahramanlarımızın soruşturma sırasında karşılarına çıkan gerçekler daha da çarpıcı. Çok heyecanlı, gerilimli bir polisiyeyle karşı karşıyayız, orası kesin. Ama bu polisiye bize Türkiye'nin yakın geçmişi ve bugünüyle ilgili de çok şey söylüyor. Yani, Ahmet Ümit yine çok katmanlı ve çok sesli bir romana imza atıyor. Kavim, hem polisiye severleri hem de tüm roman severleri mutlu edeceğe benziyor.


Sayfa Sayısı: 384
Baskı Yılı: 2006
Dili: Türkçe
Yayınevi: Doğan Kitap

Ahmet Ümit - Bab-ı Esrar


Arka Kapak

"Ahmet Ümit'ın son romanı, Bab-ı Esrar...Yaşamı, aşkı ve inancı yeniden düşünmek için… Yedi yüz yıldır çözülemeyen sır; Şems-i Tebrizi cinayeti...

Yedi yüz yıldır süren bir sevda; Şems-i Tebrizi ile Mevlânâ Bab-ı Esrar sadece bir gerilim romanı değil, aynı zamanda bir sırlar kitabı. Fantastik öğeleri kullanarak çok katmanlı bir dil yaratan Ahmet Ümit bu yapıtında Mevlevilik temelinde din ve inanç üzerine ilginç sorular soruyor. Din ile aşk arasında, inanç ile sevda arasındaki ilişkiyi bambaşka bir açıdan gözlerimizin önüne seriyor.

Dünyayı, yaşamı, inancı ve aşkı, yeniden düşünmemiz, yeniden araştırmamız, yeniden okumamız için...


Sayfa Sayısı: 396
Baskı Yılı: 2008
Dili: Türkçe
Yayınevi: Doğan Kitap