5 Mayıs 2011 Perşembe

Jodi Picoult - Taş Kağıt Makas





Arka Kapak
Hayatımızdaki en önemli varlığın kurtulması adına, hayatımızdaki en büyük düşmanımızın son isteğini yerine getirir misiniz?

June Nealon iki kızı ve geç de olsa bulduğu kocası ile mutlu bir yaşam hayal ediyordu. Hayallerinden uyandığında ise gördüğü manzara bambaşkaydı: Acımasızca işlenmiş bir cinayete kurban giden kocası ve kızının cesetleri arasında, kalp nakli bekleyen diğer kızının yalvaran gözleri.

New Hampshire'de 69 yıl sonra ilk kez bir mahkum ölüm cezasına çarptırılmıştı. June Nealon'un kızı ve sevilen bir polis olan kocasını öldürmekten hüküm giyen Shay Bourne. 

Ancak idamlık Shay Bourne'nin son bir isteği vardı: Tanrı'nın huzuruna çıkmadan günahlarından temizlenmek ümidiyle, taşıdığı kalbi hayatını altüst ettiği June Nealon'un hasta kızına vermek... 

Jodi Picoult bir kez daha insanoğlunun en temel duygularını sorguluyor. Merhamet ve iyiliği öğütlediği düşünülen bir sistemin aslında inananlarını kimi zaman çok daha katı ve mutsuz edebildiği gerçeği üzerine etkileyici bir roman. 

Yazar:Jodi Picoult
Sayfa Sayısı: 446
Baskı Yılı: 2009
Dili: Türkçe
Yayınevi: A.P.R.I.L


Kişisel Yorumum : Çok güzel bir Jodi Picoult kitabı daha. Yazar diğer eserlerinde de olduğu gibi hikayeyi tek bir karakter üzerinden değil, tüm karakterlerin ağzından sırayla anlatmayı tercih etmiş. Bu şekilde hikayeyi her açıdan görebilmiş oluyorsunuz. Jodi Picoult'nun bu derece Amerikan adalet sistemine hakim olmasına ve olayları gerçekten yaşıyormuş gibi anlatmasına hayran kalmamak elde değil.

Hikaye, ilgi çekici, sürükleyici, heyecan verici ve insanı insan yapan duyguların tümüne hitap ediyor. Karakter derinlikleri gerçekten iyi verilmiş.İçlerinden sevdiğiniz veya sevmedikleriniz çıkıyor.İster inanın, ister inanmayın Jodi Picoult'un karakterleri gerçekten kimi zaman eğlenceli olabiliyor. Bu kadar ciddi konuların (din,organ bağışı,aile-çocuk ilişkisi,...) anlatıldığı bir hikayede kimi karakterler zaman zaman yüzünüzü güldürebiliyor. Bu sayede ne karamsarlığa kapılmış bir şekilde, ne de yüzünüzde devasa bir gülümse ile sayfaları çevirmiyorsunuz. Her şey tam kararında ve olması gerektiği ölçüde var.Ne fazla bir ayrıntı ne de eksik bir detay var yazarın betimlemelerinde.Yazar, abartılı çevre anlatımları, bir sayfa süren ruh hali tasvirleri, vs. ile okuyucu bunaltmıyor.Bu nedenle hikayeye kolayca adapte olabiliyorsunuz. Hikaye işleyişinde dini kısımlar belki bize hitap etmese de, her dinin özünde olan mesajları burada da bulup kendinizde görebilmeniz mümkün. Organ nakli konusununda bu organı bekleyen hasta ve ailesinin durumu, insanın özünü oluşturan olguların tekrar irdelenmesi ve vicdanı ile ilgili kavgaları bu kitabı okurken gözünüzü doldurabilecek kısımlar.

Sonuç olarak kesinlikle okunulması gereken bir kitap.Anlattığı hikayenin vermek istediklerini almak veya almamak size kalmış ancak kesinlikle bu kitabı okuduktan sonra hayata daha farklı bakacağınızı düşünüyorum. 

Kitaptan Alıntı : "Çaydanlıktaki su kaynamaya başladı, ısıtıcıyı prizden çektim. Fletcher'ın yanıtını dinlemeden televizyonu kapattım. Tanrı neden içimizden birinin suretine bürünmek istesin ki? Ya tam tersiyse... ya biz Tanrı'nın suretine bürünmüşsek?" 

"Gördüm ki hayatımdan memnunmuşum gibi yapmak, umut etmekten daha kolaymış."

"Ruhun ölümsüzlüğünün kanıtlarından biri de yüz binlerce insanın buna inanmasıdır. Gerçi onlar dünyanın düz olduğuna da inanmışlardı!"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder